InstagramKöşe Yazarlarımız

Herkes Sus-Pus: Bari Biz Konuşalım!







Kıbrıs’ın kuzeyinde artık işgalden değil, yerleşik bir kolonizasyondan söz ediyoruz. Çünkü işgal, geçici bir durumdur, oysa kolonizasyon kalıcı bir düzen kurar, hafızayı değiştirir, kimliği dönüştürür, ve en tehlikelisi: halkın iradesini içeriden çürütür.

Kısaca, asimilasyon başarılı bir şekilde son noktasında.

Bugün yaşanan tam olarak budur. Türkiye, “federasyon defteri kapandı” diyerek sadece bir çözüm modelini değil, bir toplumun ortak geleceğini de gömmeye çalışıyor.

Hulusi Akar’ın bu sözleri tesadüf değil. Erdoğan’ın, Süleyman Soylu’nun ve onların peşinden gelen “seçim mühendislerinin” Kıbrıs’a adım adım müdahalesi, 2020 seçimlerinde Mustafa Akıncı’ya yapılan sistematik karalama ve baskının yeni bir versiyonudur.

Fakat bu kez fark, daha tehlikeli: Artık kimse ses çıkarmıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sayılı günler kala, adayların hiçbirinin federasyondan söz etmemesi, bu sessizliğin boyutunu gösteriyor. Artık kimse “iki toplumun ortak devleti” demiyor. Herkes “yeni devlet”, “tanınma”, “egemenlik” diyor veya bir çalışma olabilir demekten öteye gidemiyor ama o egemenlik kimin egemenliği?

Ankara’nın mı, yoksa bu topraklarda yaşayan Kıbrıslıların mı?

Kolonizasyon öyle bir hale geldi ki, müdahale artık gizlenmeye bile ihtiyaç duymuyor.

Adaylar Ankara’nın rızası olmadan konuşamıyor, medya merkezleri Türkiye’den yönlendiriliyor, sandıklara kadar uzanan bir kontrol mekanizması işliyor. Bir toplumun iradesi, artık sadece Ankara’nın planını onaylayan bir formaliteye dönüşüyor.

Ve en acısı ne biliyor musunuz? Bu müdahalelere karşı çıkan bir ses bile yok. En büyük sebebi de 2020 seçimlerinde ses çıkarması gerekenler sessiz kaldığı içindi ve ne siyasetten ne medyadan ne de sivil toplumdan.

Sanki herkes kabullenmiş gibi. Federasyon artık bir “yasak kelime”. Barış ise “tehlikeli bir hayal”.

Oysa bu topraklarda hâlâ iki toplumun eşitliğine, ortak geleceğine inanan insanlar var. Fakat onların sesi bastırıldıkça, Kıbrıs’ın kuzeyinde kolonizasyonun yeni bir evresine geçiliyor: Düşünsel teslimiyet.

Bugün Ankara’nın yaptığı şey, yalnızca siyaseti değil, hafızayı da yönetmek. “Federasyon bitti” demek, “direniş bitti” demektir.

Oysa gerçek şu ki, bu topraklarda federasyon fikri hâlâ nefes alıyor, sadece korku, sessizlik ve umutsuzluk perdesinin ardında tutuluyor. Bunun sebeplerini şu an konuşma faydadan ve çok zarara sebep olacağından bu seferlik de ben sus-pus olacağım fakat herkes herşeyi çok iyi biliyor.

Denize düşen yılana sarılır mı? Göreceğiz.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanlar için artık tanınma talebi bile bir lüks haline geldi. O noktayı geçtik; bugün sadece hatırlamak bile bir direniş sayılır.

Kim olduğumuzu, neye inandığımızı ve kim için mücadele ettiğimizi hatırlamak…

Çünkü bir halk hafızasını kaybettiğinde, onu hiçbir federasyon, hiçbir devlet, hiçbir seçim kurtaramaz.













Başa dön tuşu