
NEDA – Yeni Enternasyonalist Sol, afoa – mücadele topluluğu, Kıbrıs’ta DiEM25 ve Bağımsızlık Yolu, Türkçe, İngilizce ve Yunanca yaptıkları ortak açıklamada, 1974’teki Yunan Cuntası darbesi ve Türkiye’nin askeri müdahalesine işaret etti, bölünmenin tohumlarının; milliyetçi egemen sınıflar tarafından çok daha önceden ekildiğine vurgu yaptı.
Açıklamada, “Kıbrıs’taki tüm yabancı askeri varlıkların ve üslerin son bulması, adanın emperyalist savaşlar için askeri, lojistik ve istihbari bir platform olarak kullanılmasına son verilmesi, militarizme, silahlanma harcamalarına, milliyetçiliğe, şovenizme, aşırı sağa ve faşizme karşı ortak mücadele, insanın ve doğanın, doğal gaz ve enerji kaynaklarının kar odaklı sömürüsüne karşı korunması, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen toplumları içindeki işçi sınıfının federal, birleşik, bağımsız ve sosyalist bir Kıbrıs için ortak sınıf mücadelesinin güçlendirilmesi” talep edildi
“Bölünmenin tohumları, Kıbrıslı Elen ve Kıbrıslı Türk toplumlarının milliyetçi egemen sınıfları tarafından çok daha önceden ekildi”
Açıklamada, 1974 yazının Kıbrıs’ın fiilen bölünmesine tanıklık ettiğine işaret edilerek, bölünmenin tohumlarının, Kıbrıslı Elen ve Kıbrıslı Türk toplumlarının milliyetçi egemen sınıfları tarafından çok daha önceden ekildiği belirtildi.
“NATO ise adadaki uzun süreli bölünmeyi pekiştirdi” denilen açıklamada, faşist Yunan askeri cuntasının bu sürecin önünü açtığına ve kısa süre sonra Türkiye ordusunun müdahalesinin gerçekleştiğine işaret edildi, “Türkiye’nin askeri müdahalesi, 14 Ağustos 1974’te Kıbrıs’ın kuzeyinin fiili işgaline dönüştü” denildi.
“NATO, Kıbrıs’ı bir kez daha kirli savaşlarının içine sürüklemeye çalışıyor”
Açıklama şöyle devam etti;
“Bugün NATO, Kıbrıs’ı bir kez daha kirli savaşlarının içine sürüklemeye çalışıyor. Türk ve Yunan milliyetçiliklerinin göstermelik söylemlerinin ardına saklanan Türkiye ve Yunanistan egemen sınıfları, Türkiye’de gerçekleştirilen son NATO zirvesinde Trump’ın gölgesinde güçlerini birleştirdi.
Utanmıyorlar! Bütün dünya Gazze’de, Lübnan’da ve İran’da yaşanan acımasız ABD-İsrail saldırganlığına tanıklık etti. Şimdi ise Kıbrıs’ı NATO savaşlarının daha da içine çekmek istiyorlar.
“Siyasal elitler, kendi çıkarlarına hizmet eden politikalar izlerken halklarına milliyetçilik pazarlıyor”
Sanki ada halihazırda emperyalizm için kullanışlı bir askeri üs, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yönelik müdahaleler için lojistik bir dayanak ve Doğu Akdeniz’i denetim altında tutmaya elverişli bir istihbarat merkezi değilmiş gibi!
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen toplumlarının egemen sınıfları da bu süreçle iş birliği yapmaktadır. Adanın kuzeyinde, NATO üyesi Türkiye’ye ait on binlerce askerin varlığına ek olarak Geçitkale (Lefkonuk) Havaalanı’na Türkiye’ye ait insansız hava araçları da konuşlandırılmıştır.
Adanın güneyinde ise AB emperyalizminin deniz unsurları, Baf’taki ABD askeri uçakları ve personeli, Trodos’taki İsrail askeri varlığı ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mısır ve Hindistan’la yürüttüğü askeri girişimler hakimiyet kurmaktadır.
Aynı zamanda Britanya üsleri, Filistinlilere yönelik soykırıma destek vermektedir. Doğal gaz ise çok sayıda şirketi Akdeniz’e çekmekte; ekolojik yıkım pahasına adanın daha fazla askerileştirilmesine ve bölünmesine yol açmaktadır.
Siyasal elitler, kendi çıkarlarına hizmet eden politikalar izlerken halklarına milliyetçilik pazarlamaktadır. Çünkü kapitalist sömürüden, yoksulluktan, işsizlikten, güvencesizlikten ve sefaletten başka sunabilecekleri hiçbir şey yoktur.
“Bu mücadele, ulusal kimliklerin ve toplumların ötesine geçer”
Yunanistanlı, Türkiyeli, Kıbrıslı Elen ve Kıbrıslı Türk emekçiler; uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, niteliksiz eğitim ve sağlık hizmetleri, sosyal konuta erişememe ve eşitsizlik gibi aynı sorunlarla karşı karşıya olmalarına rağmen bölünmüş halde tutulmaktadır. Egemen sınıflar bunun farkındadır ve halkın dikkatini bu sorunlardan uzaklaştırmak, kendi iktidarlarını güvence altına almak için milliyetçiliği kullanmaktadır.
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen toplumları içindeki işçi sınıfı, Yunanistan ve Türkiye işçi sınıflarıyla birlikte, emperyalizmin ve milliyetçiliğin dayattığı bölünmeyi aşabilecek güce sahiptir. Bu mücadele, ulusal kimliklerin ve toplumların ötesine geçer; kapitalizme, emperyalizme, milliyetçiliğe ve militarizme karşı işçi sınıfının ortak çıkarlarına dayanır.
Şunları talep ediyoruz:
• Kıbrıs’taki tüm yabancı askeri varlıkların ve üslerin son bulmasını;
• adanın emperyalist savaşlar için askeri, lojistik ve istihbari bir platform olarak kullanılmasına son verilmesini;
• militarizme, silahlanma harcamalarına, milliyetçiliğe, şovenizme, aşırı sağa ve faşizme karşı ortak mücadeleyi;
• insanın ve doğanın, doğal gaz ve enerji kaynaklarının kar odaklı sömürüsüne karşı korunmasını;
• Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Elen toplumları içindeki işçi sınıfının federal, birleşik, bağımsız ve sosyalist bir Kıbrıs için ortak sınıf mücadelesinin güçlendirilmesini.
NEDA – Yeni Enternasyonalist Sol, afoa – mücadele topluluğu, Kıbrıs’ta DiEM25, Bağımsızlık Yolu – Emekçinin Partisi
Imperialists and Capitalists Divide, Working People Unite!
The summer of 1974 witnessed the physical division of Cyprus. The seeds of division had been planted long before by the nationalist ruling classes of the Greek Cypriot and Turkish Cypriot communities, and NATO eventually cemented the prolonged division of the island. The fascist Greek military junta paved the way, and the intervention of the Turkish army followed soon afterwards. Turkey’s military intervention turned into the de facto occupation of the north of Cyprus on 14 August 1974.
Today, NATO is once again trying to drag Cyprus into its dirty wars. Behind the performative rhetoric of Turkish and Greek nationalisms, the ruling classes of Turkey and Greece joined forces under the shadow of Trump at the recent NATO summit in Turkey. They have no shame. The whole world has witnessed the brutal US-Israeli aggression in Gaza, Lebanon and Iran. Now they want to draw Cyprus even deeper into NATO’s wars, as if it were not already a useful military base for imperialism, a logistical foothold against the Middle East and North Africa, and an intelligence centre suitable for keeping the Eastern Mediterranean under control.
The ruling classes of the Turkish Cypriot and Greek Cypriot communities are already collaborating in this process. In addition to the tens of thousands of Turkish troops, belonging to a NATO member state, stationed in the north, Turkish drones have also been deployed at Geçitkale (Lefkoniko) Airport. Meanwhile, the south is increasingly dominated by the naval assets of EU imperialism, US military aircraft and personnel in Paphos, an Israeli military presence in Troodos, and military initiatives involving Egypt and India in cooperation with the Republic of Cyprus. At the same time, the British bases assist the genocide of Palestinians. Moreover, natural gas has attracted several companies to the Mediterranean, further militarising and dividing the island at the cost of environmental destruction.
Political elites pursue policies that serve their own interests while selling nationalism to their own people. This is because they have nothing else to offer but capitalist exploitation, poverty, unemployment, precarity and misery. Greek, Turkish, Greek Cypriot and Turkish Cypriot working people remain divided, even though they face the same struggles: long working hours, low wages, poor-quality education and healthcare, lack of access to social housing, and inequality. The ruling classes know this and use nationalism to divert attention away from these problems and safeguard their own power.
The working class within the Turkish Cypriot and Greek Cypriot communities, together with the working classes of Greece and Turkey, has the power to overcome the division imposed by imperialism and nationalism. This struggle goes beyond national identities and communities; it is rooted in the common interests of the working class against capitalism, imperialism, nationalism and militarism.
We call for:
• an end to all foreign military presence and bases in Cyprus;
• an end to the use of the island as a military, logistical and intelligence platform for imperialist wars;
• a common struggle against militarism, arms expenditure, nationalism, chauvinism, the far right and fascism;
• the protection of people and nature against the profit-driven exploitation of natural gas and energy resources;
• the strengthening of the common class struggle of the working class within the Turkish Cypriot and Greek Cypriot communities for a federal, united, independent and socialist Cyprus.
NEDA – New Internationalist Left, afoa – community of struggle, DiEM25 in Cyprus, Bağımsızlık Yolu – Workers’ Party
Ιμπεριαλιστές και καπιταλιστές διαιρούν, οι εργαζόμενοι ενώνονται!
Το καλοκαίρι του 1974 σηματοδότησε τη φυσική διαίρεση της Κύπρου. Οι σπόροι της διαίρεσης είχαν σπαρθεί πολύ νωρίτερα από τις εθνικιστικές κυρίαρχες τάξεις των κοινοτήτων των Ελληνοκυπρίων και των Τουρκοκυπρίων, ενώ το ΝΑΤΟ τελικά παγίωσε τη μακροχρόνια διαίρεση του νησιού. Η φασιστική ελληνική στρατιωτική χούντα άνοιξε τον δρόμο και ακολούθησε, λίγο αργότερα, η επέμβαση του τουρκικού στρατού. Η στρατιωτική επέμβαση της Τουρκίας μετεξελίχθηκε σε de facto κατοχή του βόρειου τμήματος της Κύπρου στις 14 Αυγούστου 1974.
Σήμερα, το ΝΑΤΟ επιχειρεί για άλλη μια φορά να παρασύρει την Κύπρο στους βρώμικους πολέμους του. Πέρα από την επιδεικτική ρητορική του τουρκικού και του ελληνικού εθνικισμού, οι κυρίαρχες τάξεις της Τουρκίας και της Ελλάδας ένωσαν τις δυνάμεις τους υπό τη σκιά του Τραμπ, κατά την πρόσφατη σύνοδο κορυφής του ΝΑΤΟ στην Τουρκία. Δεν έχουν ίχνος ντροπής. Ολόκληρος ο κόσμος έχει γίνει μάρτυρας της βίαιης αμερικανο-ισραηλινής επιθετικότητας στη Γάζα, τον Λίβανο και το Ιράν. Τώρα επιδιώκουν να εμπλέξουν την Κύπρο ακόμη βαθύτερα στους πολέμους του ΝΑΤΟ, λες και δεν αποτελεί ήδη μια χρήσιμη στρατιωτική βάση για τον ιμπεριαλισμό, ένα στρατηγικό προγεφύρωμα απέναντι στη Μέση Ανατολή και τη Βόρεια Αφρική, καθώς και ένα κέντρο συλλογής πληροφοριών κατάλληλο για τον έλεγχο της Ανατολικής Μεσογείου.
Οι κυρίαρχες τάξεις των κοινοτήτων των Τουρκοκυπρίων και των Ελληνοκυπρίων συνεργάζονται ήδη σε αυτή τη διαδικασία. Πέρα από τις δεκάδες χιλιάδες Τούρκων στρατιωτών —που ανήκουν σε κράτος-μέλος του ΝΑΤΟ— οι οποίοι σταθμεύουν στο βόρειο τμήμα, στο αεροδρόμιο του Λευκονοίκου (Geçitkale) έχουν επίσης αναπτυχθεί τουρκικά μη επανδρωμένα αεροσκάφη (drones). Παράλληλα, στο νότιο τμήμα κυριαρχούν όλο και περισσότερο τα ναυτικά μέσα της ιμπεριαλιστικής Ευρωπαϊκής Ένωσης, τα αμερικανικά στρατιωτικά αεροσκάφη και το προσωπικό στην Πάφο, η ισραηλινή στρατιωτική παρουσία στο Τρόοδος, καθώς και στρατιωτικές πρωτοβουλίες που εμπλέκουν την Αίγυπτο και την Ινδία σε συνεργασία με την Κυπριακή Δημοκρατία. Την ίδια στιγμή, οι βρετανικές βάσεις συνδράμουν στη γενοκτονία των Παλαιστινίων. Επιπλέον, το φυσικό αέριο έχει προσελκύσει διάφορες εταιρείες στη Μεσόγειο, εντείνοντας τη στρατιωτικοποίηση και τη διαίρεση του νησιού, με τίμημα την περιβαλλοντική καταστροφή.
Οι πολιτικές ελίτ ακολουθούν πολιτικές που εξυπηρετούν τα δικά τους συμφέροντα, ενώ ταυτόχρονα καλλιεργούν τον εθνικισμό στις κοινότητές τους. Αυτό συμβαίνει επειδή δεν έχουν τίποτα άλλο να προσφέρουν πέρα από την καπιταλιστική εκμετάλλευση, τη φτώχεια, την ανεργία, την εργασιακή ανασφάλεια και τη μιζέρια. Οι εργαζόμενοι —Έλληνες, Τούρκοι, Ελληνοκύπριοι και Τουρκοκύπριοι— παραμένουν διαιρεμένοι, παρόλο που αντιμετωπίζουν τα ίδια προβλήματα: εξαντλητικά ωράρια εργασίας, χαμηλούς μισθούς, υποβαθμισμένη παιδεία και υγεία, έλλειψη πρόσβασης σε κοινωνική κατοικία και ανισότητα. Οι κυρίαρχες τάξεις το γνωρίζουν αυτό και χρησιμοποιούν τον εθνικισμό για να αποσπάσουν την προσοχή από αυτά τα ζητήματα και να διασφαλίσουν τη δική τους εξουσία.
Η εργατική τάξη εντός των τουρκοκυπριακών και ελληνοκυπριακών κοινοτήτων, μαζί με τις εργατικές τάξεις της Ελλάδας και της Τουρκίας, έχει τη δύναμη να υπερβεί τον διαχωρισμό που επιβάλλουν ο ιμπεριαλισμός και ο εθνικισμός. Αυτός ο αγώνας υπερβαίνει τις εθνικές ταυτότητες και τις κοινότητες· εδράζεται στα κοινά συμφέροντα της εργατικής τάξης απέναντι στον καπιταλισμό, τον ιμπεριαλισμό, τον εθνικισμό και τον μιλιταρισμό.
Παλεύουμε για:
• τον τερματισμό κάθε ξένης στρατιωτικής παρουσίας και των βάσεων στην Κύπρο·
• τον τερματισμό της χρήσης του νησιού ως στρατιωτικής βάσης, καθώς και βάσης υλικοτεχνικής υποστήριξης και συλλογής πληροφοριών για ιμπεριαλιστικούς πολέμους·
• κοινό αγώνα ενάντια στον μιλιταρισμό, τις εξοπλιστικές δαπάνες, τον εθνικισμό, τον σοβινισμό, την ακροδεξιά και τον φασισμό·
• την προστασία του ανθρώπου και της φύσης από την κερδοσκοπική εκμετάλλευση του φυσικού αερίου και των ενεργειακών πόρων·
• την ενίσχυση του κοινού ταξικού αγώνα της εργατικής τάξης, εντός των κοινοτήτων των Τουρκοκυπρίων και των Ελληνοκυπρίων, για μια ομοσπονδιακή, ενωμένη, ανεξάρτητη και σοσιαλιστική Κύπρο.
NEDA – Νέα Διεθνιστική Αριστερά, αφοα – κοινότητα αγώνα, DiEM25 στην Κύπρο, Bağımsızlık Yolu – Κόμμα του Εργαζόμενου




















