InstagramKıbrısManşetSiyaset

Eylem: Bakanlık, kendi sistemini TC’li bir şirkete peşkeş çekti







Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem, Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarını ve hükümetin bu uygulamalara olan ortaklığını “yasa dışı, gerici ve torpile dayalı bir düzenin kurumsallaşması” olarak nitelendirdi

Eylem: Bakanlık, kendi sistemini TC’li bir şirkete peşkeş çekti

KTOEÖS Yönetim Kurulu Başkanı Selma Eylem, yazılı bir açıklamayla Eğitim Bakanlığı’nın son dönemdeki uygulamalarını ve hükümetin bu uygulamalara olan ortaklığını sert bir dille eleştirdi.

Eylem’in açıklamasında, Eğitim Bakanı’nın ve UBPDPYDP koalisyon hükümetinin eğitim alanındaki icraatları “marifet” olarak nitelendirilerek, sistematik bir gericileşme, yasa dışılık ve torpil düzeninin kurumsallaştığı vurgulandı.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem

“Asıl amaç öğretmenleri yerleştirmek değil, bilerek yerleştirmemek”

Eylem, bakanlığın kendi sistemine rağmen Türkiye menşeli bir şirkete MEBBİS sistemi için “peşkeş çekilerek” astronomik ödemeler yaptığını, sistemin hatalarla dolu olmasına rağmen tüzüğe aykırı şekilde öğretmen nakillerinin bu sistem üzerinden yapıldığını kaydetti.

Nakillerin şaibeli, kişiye özel ve kasıtlı olarak yapıldığını ifade eden Eylem, asıl amacın öğretmenleri yerleştirmek değil, bilerek yerleştirmemek olduğunu belirtti.

MEBBİS denen bu sistem için ödenen bu astronomik ödemeler sebebiyle Eylem bunun “bakanlıkta ‘AKSA‘ yaratmak” olduğunu vurguladı.

“İhtiyaç olduğu halde münhal açılmayıp Türkiye’den öğretme getirme planları devreye alındı”

Bu yıl 12 branşta öğretmen ihtiyacının gizlendiğini, münhal ilan edilmediğini dile getiren Eylem, bazı branşlarda ihtiyaç olduğu halde “kasıtlı olarak açılmayıp” Türkiye’den öğretmen getirme planlarının devreye alındığını iddia etti.

Geçmişte, sadece bir daire müdürünün yakını için münhal açıldığını hatırlatan Eylem, bugün yapılan hatalı ve kasıtlı nakillerle öğretmen atamalarının aksatıldığını, ilkokullarda olduğu gibi siyasi torpille yüzlerce geçici öğretmenlerle okulları doldurmanın planlandığını söyledi.

“Çanakkale kampları ideolojik yönlendirmeye hizmet ediyor”

Cinsiyet ayrımı temelinde ilk kez 2017 2017 yılında AKP ideolojisi doğrultusunda başlatılan ve “eğitimde dönüşüm” adı altında düzenlenen Çanakkale kamplarının bu yıl Antalya, İstanbul, Rize ve Trabzon gibi kentlerde de devam ettirileceğini kaydeden Eylem, kayıtların “Bakanlığı ele geçirmiş olup her köşesinde yer alan elçilik memurları” tarafından yapıldığını söyledi. Eylem,

“Orda ne varsa burada da olacağının adımlarından biri olan Çanakkale kampları, bu yıl da ve hatta genişletilerek devam ettiriliyor” diyerek, Bu kampların 16-17 yaş grubu öğrenciler için düzenlendiğini ve ideolojik yönlendirmeye hizmet ettiğini savundu.

“Kuran’a el bastırılarak yemin ettirilip ellerine silah veriliyor”

Eylem, Milli Eğitim Bakanı’nın camilerde düzenlenecek Kuran kurslarına bu yıl ilk kez yazılı izin verdiğini, şeriat müfredatı uygulayan ilahiyat kolejinin ikincisi için de resmi protokol imzaladığını açıkladı. Eylem, açıklamasında, ülkenin dört bir yanında yasa dışı şekilde açılan tarikat yurtlarında öğrencilerin barındırıldığını,

bu yurtlarda kalan çocukların beyinlerinin ideolojik yöntemlerle şekillendirildiğini, Kuran’a el bastırılarak yemin ettirildiğini ve ellerine silah verildiğini öne sürdü. Bu öğrencilerin kimlerin eline bırakıldığı ve başlarına neler geldiğinin bilinmediğini belirten Eylem, Bakan’ın tüm bu tabloya rağmen yasal görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğini ifade etti.

“Daire müdürlerinin adları basına yansımasına rağmen Bakanlık hiçbir adım atmadı”

Eylem ayrıca, Azerbaycan’da yürütülen hukuksuz doktora programları, geçersiz eğitim faaliyetleri ve Hemşireler ve Ebeler Sendikası üyelerinin dolandırılması gibi skandallara da değinerek, bunlara göz yumulduğunu ifade etti. YÖDAK’ın onayladığı ya da onaylamadığını iddia ettiği sahte üniversitelerin, insan kaçakçılığına, sahte diplomalara ve fuhuş iddialarına karıştığını; güzellik merkezi adı altında işletilen yerlerde daire müdürlerinin adlarının basına yansıdığını ve buna rağmen Bakanlık tarafından hiçbir adım atılmadığını vurguladı.

Konteyner ihalelerinden taşımacılığa, torpilden rüşvete, eğitim kitaplarının Türkiye Talim Terbiyesi’ne gönderilerek gericileştirilmesine ve usulsüz kantine kadar birçok alanda usulsüzlüğün yaşandığını belirten Eylem, uygulamaya geçirilemeyeceği bilindiği halde “tam gün eğitim” programının dayatıldığını ve disiplin tüzüğünün de siyasal İslam’ın çocukların bedeni üzerinden tahakkümünü derinleştirecek şekilde değiştirildiğini şöyle ifade etti:

“‘Tam gün’ denen programla eğitimde gericileştirme adımlarının hızlandırılması…”

“Sahte diplomalar, sahte eğitim merkezi izinleri ve rüşvetlerin adresi; Türkiye Talim Terbiyesine götürülüp, komisyonlardan izinsiz şekilde değiştirilen ve gericileştirilen kitaplarımız; uygulanmasının imkânsız olduğunu bildiği hâlde, süresi uzatılarak ‘tam gün’ denen programın dayatılmasıyla eğitimde dönüşüm (gericileştirme) adımlarının hızlandırılması; disiplin tüzüğünde aldığı talimatla yapılan değişiklikler sonucu siyasal İslam’ın yalnızca eğitimin içeriğine değil, çocuklarımızın bedenine kadar tahakküm kurmasına destek olunması…”

Tüm bu uygulamalara karşı bilimsel, laik eğitim için mücadele eden öğretmenlerin baskıya uğradığını, cezalandırılmaya çalışıldığını belirten Eylem, “Kararlar alıp sorumluluk almayan, koltuk sevdasından yüzü dahi kızarmayan bu Bakan’ın istifası için daha ne olması gerekir?” sorusunu yöneltti.

Eylem, 2025–2026 öğretim yılı bu anlayışla açıldığı takdirde eğitimin ve okulların kaosla karşı karşıya kalacağını belirtti. KTOEÖS olarak, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, Anayasa ve yasaların öngördüğü ilerici ve özgürlükçü eğitim için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.













Başa dön tuşu