Aybaşı

Aybaşımı ortaokul bittiğinde yaz tatilinde görmüştüm.
Ne kadar geç regl olursan o kadar geç menopoz olursun diyorlar.
Umarım öyle olur. Çünkü seviyorum ben bu aybaşı işlerini.
Sevmeyen arkadaşlarım var.
Bitsin artık kurtulalım diyorlar.
Ben de ne kadar geç; o kadar iyi diyorum onlara.
Aybaşım bittiğinde özgürleşeceğime inanmıyorum.
Üretkenlik bitiyor ama onunla birlikte östrojen, progesteron gibi hormonlarımız da azalıyor ve tükeniyor.
Ayrıca, ben hep sevmişimdir aybaşı zamanlarını.
Başıma ara ara bela açtığı oldu tabii ama onların bile kendi içinde tatlı hatıraları var.
Malum lekeler… Seviyoruz onları.
Yaşam döngüsünün devam ettiğini her ay hatırlamak iyi gelir bana.
Büyük ihtimalle pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da babamın büyük bir rolü var bu şekilde hissetmeme.
Çünkü bana öncesinde bu konuyu uzun uzun anlatmıştı ve bu süreç daha başlamadan benim için sıradan bir hale gelmişti bile.
***
Aybaşım ilk geldiğinde babama gidip “baba, külotumda kan lekesi var, sanırım aybaşım geldi” demiştim.
Babam, her zamanki gibi koltuğuna güzelce yerleşmiş kitap okuyordu.
“Olabilir, annene bir göster kızım, bakalım o ne diyecek” demişti bana her zamanki doğallığı ile.
Lekenin aybaşı olduğu anlaşılınca akşam güzel bir kutlama yapmıştık üçümüz. Benim ‘büyümemi’ mutlulukla karşılamıştık.
Babam sofrada “Evet kızım, artık yeni bir döneme girdin. Bundan sonra vücudunda bazı değişiklikler başlayacak. Bunları saklamak yerine onlarla gurur duyman lazım”
“Göğüsler büyüyecek, bel incelecek, hatlar yuvarlaklaşmaya başlayacak ve bunun gibi değişimler olacak. Bunlarla gurur duymak lazım. O yüzden her zaman başın diki omuzların geride olsun. Utanıp göğüslerini kapama sakın. Bu yaşamın doğal döngüsünün bir parçası” demişti.
İlgiyle dinlemiştim babamı.
14 yaşından bu yana da hep severek geçirdim bu günleri.
Şanslıydım da sanırım. Çünkü hiçbir zaman fiziksel bir ağrı hissettirmedi bana.
Psikolojik devinimler yaşadığımı da pek hatırlamıyorum. Son zamanlarda belki…
O yüzden ben hiç “hastalığım geldi”, “hasta oldum” demedim, “teyze”, “meyze” gibi kelimeler de kullanmadım.
Çünkü bu ne bir hastalık ne de sakla(n)ma durumu.
Bu her ay her kadının başına gelen sağlıklı bir “aybaşı” durumu.
Şimdi böyle güzel güzel devam ederken birden 49’a gelivermişim.
Ve her şeyin bir vakti var değil mi?
Menopoz kapıda mı acaba diye düşünürken daha yakın bile olmadığımı öğrendim ama zamanı gelecektir.
Ve bu konuyu da bir başka yazıya ayırmak güzel olabilir.
Ne dersiniz?