Kuzey Yokatonya Cumhuriyeti’nde Bu Hafta

Güzide Kuzey Yokatonya Cumhuriyetimiz gene, yine ve yeniden bilinen tüm entrika, komplo ve komedi filmlerine taş çıkartan bir hafta yaşadı.
Dixan ve Omo deterjanla 90 derecede yıkandığını, ardından da Detol ve Domestos ile ovunarak artık arap sabunu gibi tertemiz ve mis kokulu olduğunu ve 4 kere de ütülendiğini iddia eden gadimici politikacı Serdar Denktaş haftaya hızlı bir giriş yaptı.
Amarıkan filmlerindeki bu evliliğe itirazı olanlar ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun repliğini pek severmiş besbelli, benzer bir gösteriyi Sarayönü’nde sahneledi, rüşvet aldığına dair belgesi olanların ispatlamasını söyleyerek meydanda meydan okudu.
Bu güzel tiyatro sahesi bizlere 90’lar Türkiyesinde mahkeme salonunda Selim Edes tarafından söylenen veciz “rüşvetin belgesi mi olur pezevenk” nezih cümlesini yeniden anımsattı. Tabii ki yoktu ve hiç olmadı rüşvetin belgesi. Kitle bunu yedi mi peki? Tabii ki de nayır.
Tam, oh bee, ne güzel bir hafta, ne güzel memleket diyecekti ki Ulusal Birlik Partisi Gençlik Organları Başkanı sahne aldı ve “bir evim bile yok, anlıyor musun, hadi beni torpille” diyerek kaşarlı ve kodaman abilerine direkt hedef gösterdi, nokta atışı istedi.
Yufka yürekli toplumumuz da bu gencimizi ve sözcüsü olduğu kitleyi anladı tabii, Yokatonya uyarlamasıyla “bırakınız yesinler, bırakınız alsınlar” serpest düşüncesi hakim oldu halkta.
Bu arada yollanatör İçişleri bakanı da biraz koyu kahve koleston saç boyasını meclis kürsüsünden halka göstermek için, biraz da çoktandır küfür yemedim, ellerim kaşınıyor demiş olmalı ki “KKTC nüfusunu yeri gelince açıklarız” diye bir kelam etti.
Bırakın Kuzey Yokatonya’yı, kendilerine bu cümlenin açıklaması sorulan ChatGbt ve DeepSeek bile error verdi, ısındı ve sistemler geçici olarak devre dışı kaldı. Olayın tek olumlu noktası ise saç boyasının gerçekten başarılı olmasıydı.
Bizde absürtlük bitmez, ancak daha da fazla çoğalır.
Kuzey Yokatonya Meclis Başkanı bir üniversite mezuniyet töreninde mikrofonu kaptı, önce bir pop yıldızı edasıyla ve çılgın ifadelerle Afrika kıtasındaki bütün ülkelere “hellloğğğğ” çekti, ardından da içerisinde kongretınt, gıracuseytınt, pırezıteyfın, hoyp ve pirofesinal gibi kelimelerin kullanıldığı muteşem bir konuşma yaptı.
Rivayete göre İngilizce olduğu söylenen bu konuşmanın daha sonra yerel bir aksan olan C3 seviyesindeki Sayprus İngilicca olduğu ortaya çıktı, bize de her zamanki gibi başkaları adına utanmak düştü.
Ardından muhteşem yurt dışı ziyaretleri geldi.
Gamaşatör danışmanları tarafından Dünya lideri kostümü giydirilmek istenen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar önce Londra’ya gitti. Pek çok turistik noktada fotoğraf çekindikten sonra eski başbakan Boris Johnson’dan “how much for an hour, how much for a night” diyerek pazarlık ettiler.
Gecelik pahalı geldiği için anlaşamadılar ve saatlik görüştüler. Rivayete göre Boris “sen istiyor sabaha kadar, alacak ben dujj” da demiş.
Görüşmenin arından da özel sipariş üzerine yazılan ve hayatını anlatan kitabı hediye etmiş. Boris tam “be ben ne bilirim Türkça da getirdin bana bunu diyecekmiş ki aklında büyük büyük dedesinin Ali Kemal olduğu aklına gelmiş, ve kendi kendine çaktırmayım vaziyeti, şömineyi yakarken işe yarar bu kitap diyerek teslim almış.
Cumhurbaşkanı Tatar daha sonra çok önemli ziyaretlerine devam etmiş ve Manchester kentinde innovatif bir dönerci dükkânının açılışında bulunmuş, yolda geçenlere “bryoon, gel abim, delişıs döner hiyar, kam oonnn” demiştir.
Ersin abilerinin bu atağının altında kalmayan Jünal abi ise, yanına Zikri ortağını ve 4 bavul da bürokrat alarak Lonrda Türk Toplumunun Donkey Lane’de yapılan festivaline katıldı, beraberinde de 12 kamyon vaat götürdü. Fakat vaatler bayat olduğu için, ufak bir, 1950’lerde kalan kesim hariç yenmemiştir.
Bu arada mekanın adı olan Donkey Lane yani bildiğimiz Eşek Yolu’nun sübliminal mesaj içerip içermediği ve konuklar için özellikle mi seçildiği netleşemedi.
Haftanın en önemli olayı ise, nihayet ve en sonunda gerçekleşme yoluna giren solda iş birliği ve Tufan Erhürman’ın adaylığının Toplumcu Demokrasi Partisi tarafından desteklenmesi kararıdır.
Akılcı ve memleketin geleceğine damga vuracağını düşündüğüm bu kararı alan parti yönetimini selamlarım.
Ve fakat bu aşamada gene adları solcu ama görevleri öfkeli solculuk olan kitle ortaya çıkmaya başladı, arşivlerinde kayıtlı olan ve buna benzer durumlarda kullanılan 16.5 cümlenin tamamını tedavüle sürerek ve sıfatları olan öfkeli solculuk tanım ve görevine de uygun olarak tam kadro olarak “vay efendim hepsi hain, satılmışlarr, asla oy yokkkk diyerek çemkirmeye başladılar.
Bu kitle kuvvetle muhtemel ufak olsun, bizim olsun diyerek adaylarını çıkaracak ve esas görevleri olan statükoya hizmete devam edecektir diye düşünüyorum, hep birlikte göreceğiz.
Kuzey Yokatonya’dan bu haftalık bu kadar, daha nice absürt gündemlerde görüşmek üzere.



















