InstagramKıbrısManşetSiyaset

Avcıoğlu: Mevzuat yok, şirket yok: Ucu açık imzalanan metinle tamamen hazırlıksızız







Halkın Partisi (HP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Yusuf Avcıoğlu, “Doğal Gaz Boru Hattı Mutabakat Zaptı“nın; hiçbir yasal ve teknik altyapısı olmadan, tamamen iç siyasete malzeme yapılmak üzere imzalandığını, ülkemizde ne olası gazın fiyatını, hacmini, dağıtımını düzenleyecek bir yapı ne de bir yasal mevzuat çalışması olduğunu vurguladı.

Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların paylaşımı mücadelesinde tam anlamıyla bir satranç oyunu oynandığını vurgulayan Avcıoğlu, Türkiye‘nin “Mavi Vatan” doktriniyle EastMed ve Great Sea Interconnector projelerini bloke ederken; Güney Kıbrıs ve Yunanistan‘ın ise ise Lübnan ve Mısır ile ittifaklar kurarak elini güçlendirmeye çalıştığını kaydetti.

Avcıoğlu, getirilmesi planlanan 55 cm’lik çift hattın, kuzeyin elektrik üretim ihtiyacının kat kat üstünde transit bir kapasite olduğunu hatta sadece Teknecik Elektrik Santrali için bir pipet ebatlarında borunun yeterli olduğunu söyleyerek, “Durduk yere bu maliyete girilmez; burada Türkiye’nin Kıbrıs çevresindeki gaz yataklarında oyun kurucu olma ve transit hat oluşturma hedefi var” dedi

Adayı bekleyen büyük jeopolitik resim ve enerji tabanlı satranç!

Nazar Erişkin’in hazırlayıp sunduğu “Güne Dair” programına katılan Avcıoğlu, hükümetin “Doğalgaz Mutabakat Zaptı” üzerinden yürüttüğü billboard propagandasını eleştirerek, adayı bekleyen büyük jeopolitik resmi ve enerji tabanlı satranç oyununu aktardı.

Avcıoğlu, Doğu Akdeniz’deki küresel enerji denklemini, Türkiye ile imzalanan mutabakat zaptını, NATO zirvesi sonrası değişen askeri doktrinleri ve Kıbrıs sorununa doğrudan etki edecek başlıkları teknik ve jeopolitik boyutlarıyla masaya yatırdı.

Avcıoğlu: Mevzuat yok, şirket yok: Ucu açık imzalanan metinle tamamen hazırlıksızız

Mutabakat zaptının hiçbir yasal ve teknik altyapısı olmadan, tamamen iç siyasete malzeme yapılmak üzere imzalandığını belirten Avcıoğlu, kurumsal vizyonsuzluğu şu sözlerle eleştirdi;

“Türkiye’de piyasayı denetleyen bir EPDK ve gaz ticaretini yürüten BOTAŞ var. Bizde ise bu gazın fiyatını, hacmini, dağıtımını düzenleyecek ne bir EPDK muadili yapı ne de bir yasal mevzuat çalışması var. Karada boru hatlarının döşenmesi, işletmesi, bakımı ve idamesini yapacak yerel bir şirket bile kurulmamış durumda.

Elimizde ucu açık imzalanmış bir metinle tamamen hazırlıksızız. Bahar dönemlerinde azalan tüketimle birlikte üretimimiz, garantili alım sözleşmesi bulunan AKSA ve güneş enerjisine kayıyor.

Gerekli altyapı ve hibrit üretim planlaması şimdiden kurulmazsa, yarın ‘al ya da öde’ (take-or-pay) sözleşmelerinin faturası vatandaşa elektrik zammı olarak yansıyabilecektir.

Hükümet, Aksa ile imzalanan Kalecik 3 sözleşmesini feshetmemek adına sözde hazırlanan fizibilite raporlarını da bu yüzden kamuoyundan gizliyor”

“Doğu Akdeniz’de küresel satranç: Ekonomik akıl Kıbrıs üzerinden boru hattını söylüyor”

Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların paylaşımı mücadelesinde tam anlamıyla bir satranç oyunu oynandığını vurgulayan Avcıoğlu, bölgedeki hamleleri özetledi;

“Avrupa, özellikle Rusya-Ukrayna savaşından sonra Rus gazına bağımlılıktan kurtulmak için güvenli rotalar arıyor. İsrail, Mısır ve Kıbrıs üçgenindeki gazın en ekonomik ve stabil çözümü Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye ulaşacak bir boru hattıdır. Bölgede tam anlamıyla bir satranç oyunu oynandığını görüyoruz.

Türkiye, Mavi Vatan doktriniyle EastMed ve Great Sea Interconnector projelerini bloke ederken; Güney Kıbrıs ve Yunanistan ise Lübnan ve Mısır ile ittifaklar kurarak elini güçlendirmeye çalışıyor.

Güney Kıbrıs elektrik şebeke stabilitesini yakalamak ve güneş enerjisinden daha fazla yararlanabilmek için kabloyla bir anakaraya bağlanmak istiyor, Türkiye engeline takılınca Lübnan seçeneğine bakıyor. Ancak günün sonunda en kısa ve kestirme yol Kuzey Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye bağlanmaktır.”

“Güvenlik ve savunma politikalarını artık enerji belirliyor”

NATO zirvesinin bölgedeki yansımalarına değinen Avcıoğlu, yeni dönem askeri politikaların enerjiden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti;

“Ukrayna savaşı ve beraberinde getirdiği sonuçlar bize gösterdi ki artık tüm askeri doktrinleri enerji arz güvenliği belirliyor. Devletlerin askeri operasyonları ve güvenlik tedbirleri enerji çıkarlarına göre şekilleniyor. Türkiye de NATO zirvesi çerçevesinde yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerini öne çıkararak bölgedeki askeri ve ekonomik gücünü tahkim etmek istiyor”

“Türkiye bölgede transit hat ve oyun kurucu rolünü pekiştirmeyi hedefliyor”

Türkiye’nin bölgedeki oyun kurucu rolünün altını çizen Avcıoğlu, boru hatlarının teknik detaylarına dikkat çekti;

“Getirilmesi planlanan 55 cm’lik çift hat, bizim elektrik üretim ihtiyacımızın kat kat üstünde transit bir kapasitedir. Sadece Teknecik için bir pipet ebatlarında boru yeterli olurdu.

Durduk yere bu maliyete girilmez; burada Türkiye’nin Kıbrıs çevresindeki gaz yataklarında oyun kurucu olma ve transit hat oluşturma hedefi var.

ABD de savunma sanayisi adımları üzerinden Türkiye ile İsrail’i barışçıl bir zemine yönlendirerek bu doğal kaynakların ticaretini bu yakınlaşma üzerinden kurgulamak istiyor.

Orta Doğu’daki istikrarsızlığa karşı Kıbrıs güvenli bir rotadır. Boru hatlarının denizden Kıbrıs üzerinden enerji üssü olan Ceyhan’a (Silifke veya Yeni Erenköy hattıyla) ulaşması küresel güçler için en stabil seçenektir”

“Milyar dolarlık projeler zamana yayılacak, jet çözüm beklenmemeli”

Enerji, su ve fiber hatlarının Kıbrıs sorununun çözüm parametrelerini doğrudan etkileyeceğini ve katalizör görevi görebileceğini ifade eden Avcıoğlu, takvimsel öngörüsünü paylaştı;

“Hükümetin geçmişte kablo projesini bahane ederek doğalgaza direnmesi vizyonsuzluktu, nitekim ENSO-E onayı çıkmadığı için kablo ihtimali şimdilik rafa kalktı ve söylediğimiz noktaya geldiler. Kıbrıs sorununda doğalgaz, su ve fiber hatları masadaki en büyük havuçlardır.

Ancak Türkiye’den gelecek doğalgaz boru hattı en az 3 yıllık bir inşaat süresi, bölgedeki diğer projeler ise 3-5 yıllık süreler gerektiriyor. Bu milyar dolarlık yatırımların zamana yayılacak olması sebebiyle, BM Genel Sekreteri Guterres’in görev süresi içerisinde Kıbrıs sorununda jet hızıyla bir sonuç elde edilebileceğine pek ihtimal vermiyorum. Taraflar şu an kartlarını birbirini bekleyerek temkinli olarak açıyor”















Başa dön tuşu