
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Sekreteryası, Türkiye‘nin Kıbrıs‘ın kuzeyine kurduğu ve 20 Temmuz’da devreye alınan “Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi“nin, sivil paravan söylemlerin arkasına saklanan; Türkiye’nin askeri-stratejik ileri karakolunun güçlendirilmesi projesi olduğunu söyledi.
“Gemi trafik güvenliği” adı altında sunulan bir askeri-stratejik gözetim altyapısı olan projenin, “bağlantısallık” zincirinin militarizasyon halkasıyla tamamlandığını gösterdiğini belirten YKP, bu projenin 24 saatlik gemi tanımlama-izleme kapasitesi ile Kıbrıs’ın kuzey deniz sahasının tümünü Ankara’nın komuta zincirine bağlayan bir operasyonel yapı olduğunu vurguladı
YKP: İşgalin kalıcılaştırılması iradesinin bir kez daha açıkça ilan edilmesidir
Yazılı açıklama yapan YKP, TC Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun 20 Temmuz’da devreye alındığını duyurduğu Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri (GTH) Sistemi’ne işaret etti, sistemin; Mağusa’daki merkez, Karpaz, Livera (Sadrazamköy) ve Agios Theodoros (Çayırova)’daki trafik gözetleme istasyonları, Selvitepe ve Kantara’daki AIS ile radar entegrasyonu, ASELSAN yapımı SERDAR 7M radarları ve 24 saatlik gemi tanımlama-izleme kapasitesi ile Kıbrıs’ın kuzey deniz sahasının tümünü Ankara’nın komuta zincirine bağlayan bir operasyonel yapı olduğunu vurguladı.
Ankara’nın kendi çerçevesiyle “Mavi Vatan’ın yeni gözü” olarak tanımladığı, Kıbrıslırum basınına yansıyan haberlere göre istasyon konumlarının Livera (Sadrazamköy), Karpaz Burnu (Apostolos Andreas) ve Agios Theodoros (Çayırova) gibi noktalarda yer aldığı ve Lefkoniko (Geçitkale) askeri havaalanı ile Boğaz’da planlanan deniz üssü projeleriyle entegre edilmesi öngörülen bu sistemin; sivil bir altyapı yatırımı değil, askeri-stratejik bir gözetim şebekesi olduğu söylenen açıklamada, duyurunun 20 Temmuz’a –bu adada acıların, kayıpların, hâlâ bulunamayan yakınlarımızın ve elli iki yıldır süren bölünmüşlüğün hatırlandığı bir güne– denk getirilmesinin de tesadüf değil; işgalin kalıcılaştırılması iradesinin bir kez daha açıkça ilan edilmesi olduğu belirtildi.
“Sivil paravan söylemlerin arkasında saklanan gerçek başka”
YKp açıklamasında; “Gemi trafik güvenliği” ve “yasadışı faaliyetlerin izlenmesi” gibi sivil paravan söylemlerin arkasında saklanan gerçek şu olduğu söylendi;
“Kıbrıs’ın kuzeyinin kıyı şeridi, deniz alanları ve stratejik yükseltileri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki askeri doktrini içindeki ileri karakolun bir gözetim ayağıyla tahkim edilmesidir. Sivil trafik güvenliği için radar teknolojisi elbette gereklidir; ancak bir gemi trafik hizmetinin ‘Mavi Vatan’ doktriniyle çerçevelenmesi, askeri havaalanı ve deniz üssü projeleriyle entegre edilmesi ve 24 saatlik askeri gözetim kapasitesi olarak tanımlanması; bu altyapının siville uzaktan yakından ilgisinin olmadığını gösterir. Kıbrıslı Türklerin rızası aranmaksızın, meclis onayı beklenmeksizin, kamuoyu tartışması açılmaksızın adanın kuzey sahilleri Ankara’nın stratejik hesaplarının bir uzantısına dönüştürülmektedir”
“İletişim alt yapısı, doğal gaz boru hattı ile enerji altyapısı ve şimdi de deniz gözetim altyapısı…”
YKP açıklamasına şöyle devam etti;
“Bu adım YKP’nin son haftalarda ısrarla altını çizdiği tablonun militarizasyon halkasıdır. Fiber optik protokolüyle iletişim alt yapısı, doğal gaz boru hattı mutabakat zaptıyla enerji altyapısı ve şimdi GTH sistemiyle deniz gözetim altyapısı; hepsi Cevdet Yılmaz’ın imza töreninde kullandığı ‘TC ile KKTC arasındaki bağlantısallığı perçinliyoruz’ ifadesinin farklı yüzleridir.
Üstel’in ‘Ne Avrupa vardır engel olacak ne de Güney’ retoriğiyle savunduğu bu “bağlantısallık”, sadece ekonomik bir peşkeş değil; adanın kuzeyinin 1974’ten beri tutulduğu askeri-stratejik ileri karakol konumunun daha da tahkim edilmesi, bir toplum olma zemininin daha da daraltılmasıdır.
Cephanelik patlamalarında, askeri törenlerin şehirleri felç ettiği günlerde, İngiliz üssüne yeni Airbus helikopterlerin konuşlandırıldığı bir dönemde bu ada üzerinde militarizasyon her taraftan yükselirken, Kıbrıslıların güvenliği ve geleceği en son sırada gelmektedir.
“Gerçek deniz güvenliği; adanın kuzeyinin Ankara’ya bağlanmasıyla değil, ada halkının ortak yararına birleşik yönetim modelleriyle sağlanabilir”
YKP olarak yıllardır dile getirdiğimiz talebi bir kez daha yineleriz: Bu ada koşulsuz ve istisnasız tamamen askersizleştirilmelidir.
TC askeri adadan hemen çekilmeli, Yunan askeri varlığı sonlandırılmalı, İngiliz üsleri kapatılmalı, diğer yabancı tüm askeri birimlerle yapılan antlaşmalar feshedilmeli, garantör ve garanti sistemi ortadan kaldırılmalıdır.
Kıbrıs’taki militarizasyon iki toplumun ortak sorunu, çözüm sürecinin ve iki toplumlu güven artırıcı önlemlerin önündeki en büyük engeldir.
Gerçek deniz güvenliği; adanın kuzeyinin Ankara’ya bağlanmasıyla değil, iki toplumlu güven artırıcı önlemler çerçevesinde ada halkının ortak yararına birleşik yönetim modelleriyle sağlanabilir.
“Acılara yenilerini eklemek isteyenlere karşı iki toplumun ortak iradesiyle karşı durmanın günüdür”
Bir toplumun güvenliğini diğer toplumun tehdidi olarak inşa etmek; bu adadaki yıkımı derinleştirmek, çözümün yolunu daha da uzatmak demektir.
Yeni Kıbrıs Partisi bir kez daha altını çizer; 20 Temmuz’da ne kutlanacak bir zafer, ne perçinlenecek bir bağlantısallık, ne de ‘Mavi Vatan’ın gözü’ olarak sunulacak bir gözetim şebekesi vardır.
20 Temmuz bu adanın acılarını, kayıplarını ve süregelen bölünmüşlüğünü hatırlama günüdür; bu acılara yenilerini eklemek isteyenlere karşı iki toplumun ortak iradesiyle karşı durmanın günüdür”




















