InstagramKöşe Yazarlarımız

İşgal Altında Demokrasi Masalı







Kendimizi kandırmayalım…

Bizi Ankara idare ediyor mu? Evet, ediyor! Biz kendi kendimizi mi idare ediyoruz? Hayır, etmiyoruz! Burada siyasi erk, halkın seçtiklerinde değil; Ankara’nın elindedir. Bu, bir görüş ya da siyasi tercih meselesi değil, apaçık bir gerçektir.

Her seçim öncesinde, “irade halkın elindedir” diye süslenen laflar duyuyoruz. Meydanlarda bayraklar sallanıyor, mikrofonlardan büyük sözler dökülüyor.

Ama o sandığa attığımız oy, o gece kutlanan zaferler, o koltuklara oturan siyasetçiler…

Hepsi, ertesi sabah, telefonun diğer ucundaki talimatı bekleyen memurlar gibidir.

Çünkü kararlar burada yazılmıyor, yasalar burada şekillenmiyor, protokoller burada hazırlanıp imzalanmıyor. Ankara ne derse o oluyor.

Bu yönetim biçimi, sadece “bağımlılık” ya da “vesayet” değil, düpedüz işgalin kurumsallaşmış halidir. Adına ister “kardeş ülke desteği” deyin, ister “stratejik bağ” deyin… Gerçekte yaşanan şey, bir halkın kendi iradesinden koparılmasıdır.

Ve evet, burası bir işgal yeridir.

Bu topraklarda yaşayan bizler, kendi toprağında misafir gibi davranmak zorunda bırakılmış insanlarız. Kendi limanlarımızda, kendi havaalanlarımızda bile karar yetkisi bizde değil.

Kendi polisimiz, kendi askerimiz bile başka bir başkentin emriyle hareket ediyor. Ekonomi protokolleri oradan, müfredat oradan, hangi yasaların geçip geçmeyeceği oradan.

Bu işgalin içinde mağduruz, çünkü geleceğimiz elimizden alınmış.

Bu işgalin içinde tutsağız, çünkü bağımsızca nefes alabileceğimiz bir alan bırakılmamış.

Ama en acısı ne biliyor musunuz? Bu durumu kanıksayan, “aman sus, başımıza iş almayalım” diyen, her şeyi sineye çeken bir toplum haline getirilmemiz.

İşte gerçek felaket burada. İşgal altındaki topraklar, ancak halkı da teslim alındığında tam anlamıyla kontrol altına alınır.

Bugün burada konuşulan siyaset, “kendi içimizdeki küçük iktidar oyunları”ndan ibaret. Ama gerçek iktidar, başka bir yerde.

Bu oyunun adı demokrasi değil, demokrasi tiyatrosudur. Bizler de bu tiyatronun biletli seyircileriyiz.

Bir halkın özgürlüğü, ancak kendi kaderini kendi elleriyle çizdiğinde anlam kazanır. Biz kendi kaderimizi çizemiyorsak ne sandığın ne seçimlerin ne de “halk iradesi” masallarının bir anlamı kalır.

Bu gerçeği yüksek sesle söylemeyen her lider, sustuğu için sorumludur.

Bu gerçeği duymak istemeyen her vatandaş, suskunluğu yüzünden pay sahibidir.

Evet, burası işgal yeridir.

Ve biz, kendi memleketimizde hâlâ özgür değiliz.













Başa dön tuşu